Uzmanlar Kızarmanın Gizli Sosyal Avantajları Olabileceğini Öneriyor
Hepimiz bu duyguyu yaşamışızdır. Utanırsınız ve sonra o an gelir: Boynunuzdan başlayıp yanaklarınıza doğru yayılan sıcak bir kızarıklık. Ne kadar çok düşünürseniz, o kadar sıcak ve kırmızı hissedersiniz. Biri “Kızarıyor musun?” diye sorarsa, daha da çok kızarırsınız.

Peki bunu neden yapıyoruz? Zaten kendimizin farkındayken (self-conscious), bu istemsiz tepki ekstra bir ceza gibi gelebilir.

Ama evrimsel bilim, kızarmanın aslında sosyal avantajları olabileceğini öne sürüyor. Gelin birlikte bakalım.

 

Kızarma nedir?

Kızarma; utanç, çekingenlik ya da kendinin aşırı farkında olma gibi duygular yaşadığımızda vücudun verdiği görünür bir tepkidir. Kulaklarda, yüzde, boyunda ya da göğüste kısa süreli artan kan akışıyla oluşur.

Bir duygu kızarmayı tetiklediğinde, otomatik vücut işlevlerini kontrol eden sempatik sinir sistemi devreye girer ve adrenalin (epinefrin) salgılar. Bu hormon, kan damarlarındaki küçük kasların gevşemesine neden olur.

Vücudun genelinde adrenalin damarları daraltırken, yüzde tam tersini yapar: damarlar genişler. Bu da cilde daha fazla kan gitmesine ve yüzün sıcak hissedilmesine yol açar.

Yüzeydeki kan artışı nedeniyle kızarırız.

Açık tenli kişilerde bu kızarıklık daha belirgindir. Daha koyu ten tonlarında ise değişim daha az görünür ya da hiç görünmeyebilir – ancak aynı fizyolojik süreç yine de gerçekleşir.

Başkaları fark etmese bile, yüzde sıcaklık ya da karıncalanma hissi yaşanır.

 

Kızarmanın sosyal rolü

İnsanlar genellikle yoğun bir şekilde kendilerinin farkında olduklarında kızarırlar; bu durum çoğunlukla istenmeyen sosyal ilgiyle ortaya çıkar.

Dolayısıyla “savaş ya da kaç” sistemi devrede olsa da, kızarma tehlikeye hazırlanmakla ilgili değildir. Bunun yerine bilim insanları, kızarmanın evrimsel olarak bir sosyal sinyal olarak geliştiğini düşünür: Bir hatayı fark ettiğimizi ya da utandığımızı başkalarına göstermenin bir yolu.

Bu durum güven oluşturmaya yardımcı olabilir; çünkü kızarma çoğu zaman dürüstlük ya da samimiyet göstergesi olarak algılanır – özellikle de istemsiz olduğu için.

Kızarma, sosyal bir gaf sonrası ilişkileri sürdürmeye yardımcı olan sözsüz bir özür işlevi görebilir.

Farklı duygular kızarmaya neden olabilir; ancak mekanizma aynıdır: Yüze giden kan akışının artması ve sıcaklık hissi.

Örneğin öfkeden kaynaklanan kızarma, uyarılma ve hayal kırıklığından doğarken; utançtan kaynaklanan kızarma, öz farkındalık ve sosyal duygularla ilgilidir.

İnsanlar farklı nedenlerle kızarır. Örneğin bir çalışma, sosyal kaygısı olan çocukların aşırı övgü aldıklarında, orta düzeyde ya da hiç övgü almadıklarına kıyasla utançtan kızardıklarını bulmuştur.

Devamında yapılan bir başka çalışmada ise, narsisizm düzeyi yüksek (kendini aşırı önemli gören, hayranlık bekleyen ve empati eksikliği olan) çocukların yalnızca orta düzeyde övgü aldıklarında kızardıkları görülmüştür. Araştırmacılar, bunun nedeninin verilen övgünün çocuğun kendi performans algısıyla uyuşmaması olduğunu öne sürmüştür.

 

Kimler daha çok kızarır?

Kadınlar ve gençler daha sık kızarır. Bu durum, kızarmanın gençlik, canlılık ve doğurganlıkla ilişkilendirilmesini açıklayabilir.

Sosyal kaygısı olan kişiler de daha fazla kızarmaya eğilimlidir.

Ancak yaş aldıkça ve yaşam deneyimi arttıkça, genellikle daha az kızarırız. Bu, sosyal normlara daha aşina olduğumuzu ya da bu normları ihlal etmekten daha az rahatsız olduğumuzu gösterebilir.

Kalıcı yüz kızarıklığı (fasiyal eritem) olan kişiler ise sıklıkla yanlışlıkla kızarıyor sanılır. Oysa bu durumun; rozasea, alerjik kontakt dermatit, ilaç reaksiyonları ve lupus eritematozus (kronik bir otoimmün hastalık) gibi çeşitli nedenleri olabilir.

 

Hayvanlar da kızarır

Bazı primatların soluk yüz derisi kızarabilir; Japon makakları ve kel uakari maymunları buna örnektir.

Mandrillerde ise kızarma doğurganlıkta önemli bir rol oynar. Dişilerin yüzü gençken ve doğumdan sonra koyudur. Ancak adet döngülerinin foliküler evresinde yüzleri parlak kırmızıya döner ve bu, doğurganlıklarını ilan eder.

Erkek mandriller, doğurgan dişilerin yanında olduklarında daha fazla testosteron ürettikçe yüzleri daha da kızarır.

İnsanlarda makyaj trendleri de – bilinçli ya da bilinçsiz – benzer doğurganlık ve çekicilik ritüellerini çağrıştırıyor olabilir.

Örneğin TikTok ve Instagram’da #Blushaholics ve #BlushBlindness gibi etiketlerle “allık bağımlılığı” oldukça yaygın. Ağır allık kullanımı K-Pop gruplarında da popülerdir – üstelik sadece kadın gruplarında değil.

 

Kızarma için ne zaman yardım alınmalı?

Kızarma istemsiz bir tepki olduğu için, başladığında durdurmak mümkün değildir.

Ancak birkaç günden uzun süren, ağrıyla birlikte olan ya da kozmetik açıdan sizi rahatsız eden bir kızarıklık varsa, bir doktora ya da sağlık uzmanına başvurmak gerekir.

Bilişsel davranışçı terapi (olumsuz düşünce ve davranışları yeniden çerçevelemeye yardımcı olan bir konuşma terapisi türü), sosyal kaygı nedeniyle kızaran kişiler için faydalı olabilir.

Nadir durumlarda, neden aşırı aktif bir sempatik sinir sistemi ise cerrahi önerilebilir. İki tür ameliyat vardır:

Sempatektomi, omurganın yanında uzanan uzun sinir lifleri zincirinin bir bölümünün çıkarılmasıdır.

Sempatikotomi ise bu zincirin omurgaya ikinci kaburga hizasında bağlandığı yerden kesilmesidir.

Kanıtlar, bu işlemlerin etkili olduğunu ve şiddetli semptomları olan kişilerin yaşam kalitesini artırabildiğini göstermektedir.

Ancak çoğu insan için kızarma tıbbi müdahale gerektirmez. Utanç anını atlatabilirseniz, bu istemsiz tepki vücudunuzun sinyallerini ve dünyayla nasıl bağlantı kurduğunuzu düşünmek için bir fırsat olabilir.

Amanda Meyer, James Cook Üniversitesi, Tıp ve Diş Hekimliği Fakültesi, Anatomi ve Patoloji Kıdemli Öğretim Görevlisi Monika Zimanyi, James Cook Üniversitesi, Anatomi Doçenti

Bu yazı SCIENCEALERT’ de yayınlanmıştır.

Fizikist
Türkiye'nin Popüler Bilim Sitesi

0 yorum