Yüksek Tansiyonunuz Varsa Kahveyi Güvenli Bir Şekilde İçmek İçin 6 Uzman İpucu
Kahve, 600 yıldan fazla bir süre önce insan hayatına ve damarlarına girdi.

Günümüzde kişi başına yılda ortalama neredeyse iki kilo kahve tüketiyoruz – üstelik harmanlar ve hazırlama yöntemleri konusunda bazen çok özel tercihlerimiz var. Ne kadar kahve içtiğiniz, beyninizin ödül sistemi ve kafein metabolizması üzerinde etkili olan genlerden etkilenir.

Kahve, özellikle normalde içmiyorsanız ya da zaten yüksek tansiyonunuz varsa, kısa vadede kan basıncınızı yükseltebilir.

Ancak bu, yüksek tansiyonunuz varsa ya da kalp sağlığınız konusunda endişeliyseniz kahveyi tamamen bırakmanız gerektiği anlamına gelmez. Önemli olan ölçüdür.

Peki kahve kan basıncını nasıl etkiler? Ve tansiyonunuz yüksekse ne kadar içmek uygundur?

 

Yüksek tansiyon nedir?

Kan basıncı, kalbiniz pompaladığında kanın atardamar duvarlarına uyguladığı kuvvettir. İki sayı ile ölçülür:

ilk ve daha büyük sayı, kalbiniz kasılıp kanı vücuda pompaladığında oluşan kuvvet olan sistolik kan basıncıdır

daha küçük sayı ise, kalbiniz gevşeyip tekrar kanla dolduğunda oluşan kuvvet olan diyastolik kan basıncıdır.

Normal kan basıncı, sistolik kan basıncının 120 milimetre cıvanın (mm Hg) altında ve diyastolik kan basıncının 80 mm Hg’nin altında olması olarak tanımlanır.

Değerleriniz sürekli olarak 140/90 ya da daha üzerine çıktığında, kan basıncı yüksek kabul edilir. Buna hipertansiyon da denir.

Kan basıncı değerlerinizi bilmek önemlidir çünkü hipertansiyonun herhangi bir belirtisi yoktur. Tedavi edilmediğinde ya da iyi kontrol edilmediğinde kalp krizi ve felç riski artar, mevcut böbrek ve kalp hastalıkları kötüleşir.

Yetişkinlerin yaklaşık %31’inde hipertansiyon vardır ve bunların yarısı bunun farkında değildir. Hipertansiyon için ilaç kullananların ise yaklaşık %47’sinde tansiyon iyi kontrol altında değildir.

 

Kahve kan basıncını nasıl etkiler?

Kahvedeki kafein, bazı kişilerde kalp atış hızını artıran bir kas uyarıcısıdır. Bu durum, aritmi olarak bilinen düzensiz kalp atışına potansiyel olarak katkıda bulunabilir.

Kafein ayrıca böbreküstü bezlerini adrenalin salgılaması için uyarır. Bu da kalbin daha hızlı atmasına ve kan damarlarının daralmasına neden olur; sonuç olarak kan basıncı yükselir.

Kandaki kafein düzeyleri bir fincan kahveden sonra 30 dakika ile iki saat arasında zirveye ulaşır. Kafeinin yarı ömrü 3–6 saattir; yani bu süre içinde kandaki düzeyi yaklaşık yarıya iner.

Bu aralığın nedeni yaş (çocukların karaciğerleri daha küçük ve olgunlaşmamıştır, bu yüzden kafeini o kadar hızlı metabolize edemezler), genetik (kişiler hızlı ya da yavaş metabolize edici olabilir) ve alışkanlık (düzenli tüketenler kafeini daha hızlı temizler) gibi faktörlerdir.

Kahveden (ve kola, enerji içecekleri ve çikolatadan) alınan kafeinin kan basıncı üzerindeki etkisi değişkendir. Araştırma derlemeleri, tüketimden sonra sistolik kan basıncında 3–15 ve diyastolik kan basıncında 4–13 artış bildirmektedir.

Kafeinin etkisi ayrıca kişinin normal kan basıncına da bağlıdır. Kan basıncındaki bir artış, hipertansiyonunuz ve mevcut kalp ya da karaciğer hastalığınız varsa daha riskli olabilir; bu nedenle kahve tüketiminizi doktorunuzla görüşmeniz en iyisidir.

 

Kahvede başka neler var?

Kahve, lezzet ve aromaya katkıda bulunan ya da sağlık ve hastalıkları etkileyen yüzlerce fitokimyasal içerir.

Kan basıncını doğrudan etkileyen fitokimyasallar arasında, vücudun sıvı hacmini ve kan basıncını kontrol etmeye yardımcı enzimlerin aktivitesini düzenleyen melanoidinler yer alır.

Kinic asit ise, kan damarlarının iç yüzeyini iyileştirerek onların kan basıncı artışlarını daha iyi tolere etmesini sağlayan ve hem sistolik hem de diyastolik kan basıncını düşürdüğü gösterilmiş bir başka fitokimyasaldır.

 

Kahve hipertansiyona neden olur mu?

315.000 kişinin yer aldığı 13 çalışmanın incelendiği bir derlemede, araştırmacılar kahve tüketimi ile hipertansiyon riski arasındaki ilişkileri değerlendirdi.

Çalışmaların takip süreleri boyunca 64.650 kişide hipertansiyon gelişti ve araştırmacılar kahve içmenin bu durumun gelişme riskiyle ilişkili olmadığı sonucuna vardı.

Cinsiyete, kahve miktarına, kafeinli ya da kafeinsiz olmasına, sigara içmeye ya da takip süresine göre veriler incelendiğinde bile, kahve yine hipertansiyon gelişme riskiyle ilişkili bulunmadı.

Daha düşük riski düşündüren tek istisnalar, Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen beş çalışma ve yedi düşük kaliteli çalışmaydı; bu nedenle bu sonuçlar temkinle yorumlanmalıdır.

Ayrı bir Japonya çalışması, 40–79 yaşları arasındaki 18.000’den fazla yetişkini 18,9 yıl boyunca takip etti. Buna, sistolik kan basıncı 160 ya da üzeri veya diyastolik kan basıncı 100 ya da üzeri olan yaklaşık 1.800 çok yüksek tansiyonlu (evre 2–3 hipertansiyon) kişi de dahildi.

Bu grupta, günde iki ya da daha fazla fincan kahve içenlerde, içmeyenlere kıyasla kalp krizi ya da felç dahil kardiyovasküler hastalıklardan ölme riski iki kat fazlaydı.

Normal kan basıncına sahip olanlar ya da hafif (evre 1) hipertansiyonu olanlar (sistolik kan basıncı 140–159 veya diyastolik kan basıncı 90–99) için kardiyovasküler hastalıktan ölümle ilgili herhangi bir ilişki bulunmadı.

 

Sonuç

Kahveyi bırakmanıza gerek yok. Bunun yerine şunları yapın:

  1. kan basıncınızı, sağlık geçmişinizi ve hangi yiyecek ve içeceklerin kafein içerdiğini bilin
  2. ailesel öykü, beslenme, tuz ve fiziksel aktivite gibi kan basıncınızı ve sağlığınızı etkileyen tüm faktörleri göz önünde bulundurun; böylece ne tükettiğiniz ve ne kadar hareket ettiğiniz konusunda bilinçli kararlar verebilirsiniz
  3. kafeinin sizi nasıl etkilediğinin farkında olun ve kan basıncınız ölçülmeden önce kafeinden kaçının
  4. uykunuzu etkilememesi için öğleden sonra kafeinden kaçının
  5. kahve tüketiminizi günde dört fincan ya da daha az olacak şekilde sınırlamayı ya da kafeinsize geçmeyi hedefleyin
  6. sistolik kan basıncınız 160 ya da üzerindeyse veya diyastolik kan basıncınız 100 ya da üzerindeyse, günde bir fincanla sınırlamayı düşünün ve doktorunuzla konuşun.

Clare Collins, Beslenme ve Diyetetikte Laureate Profesör, Newcastle Üniversitesi

Bu yazı SCIENCEALERT’ de yayınlanmıştır.

Fizikist
Türkiye'nin Popüler Bilim Sitesi

0 yorum