Dev Baraj Kururken, 3.400 Yıllık Gizli Şehrin Kalıntıları Ortaya Çıktı
Dev Baraj Kururken, 3.400 Yıllık Gizli Şehrin Kalıntıları Ortaya Çıktı

Gezegenimizdeki iklim değişikliğinin etkisi, binlerce yıldır gömülü olan sırları açığa çıkarıyor. Isınma koşullarında sular ve buzlar geri çekilirken, geçmişte yaşamış insanların ve medeniyetlerin izleri ortaya çıkıyor.

Bu kriz sayesinde, onlarca yıldır sular altında kalan antik bir şehrin kalıntıları bir kez daha gözler önüne serildi. Arkeolojik alana Kemune adı verildi.

Kalıntılar, bölgede yaklaşık 3.400 yıl önce Tunç Çağı'na ait bir saray ve diğer birçok büyük yapıdan oluşuyor. Bilim insanları, kalıntıların, MÖ 1550 ile 1350 yılları arasında Dicle Nehri kıyısında gelişen Mittani İmparatorluğu'nun hareketli bir merkezi olan antik Zakhiku kenti olabileceğini düşünüyor.

Bu, şehrin Atlantis gibi sulardan ilk yükselişi değil. 2018'de baraj suları, arkeologlara su seviyesi yükselmeden önce kalıntıları keşfedip belgeleyebilecekleri kısa bir süre verecek kadar azaldı.

Böylece, 2021 yılının Aralık ayında, şehir bir kez daha ortaya çıkmaya başladığında, arkeologlar ikinci kez kısa sürecek bu aralıktan yararlanmaya hazırdı.

Bu yılın Ocak ve Şubat aylarında, Irak Arkeoloji Örgütü'nden arkeolog Hasan Ahmed Qasim, Freiburg Üniversitesi'nden araştırmacı arkadaşları Ivana Puljiz ve Almanya'daki Tübingen Üniversitesi'nden Peter Pfälzner ile birlikte gizemli şehrin haritasını çıkarmaya başladı.

 

Fotoğraf: Bir depo binasının duvarları. (Freiburg ve Tübingen Üniversiteleri, KAO)

2018 yılında ortaya çıkarılan saraya ek olarak, araştırmacılar başka ilginç yapılar da buldular. Bunlar arasında duvarları ve kuleleri olan büyük bir tahkimat, bir sanayi kompleksi ve Mittani İmparatorluğu'na kadar uzanan devasa, çok katlı bir depo binası vardı.

Puljiz, "Devasa depo binası özellikle önemlidir, çünkü içinde büyük miktarda mal depolanmış olmalı, muhtemelen bölgenin her yerinden getirilmiş olmalı" diyor.

40 yılı aşkın bir süredir su altında kaldıkları düşünüldüğünde, kerpiç duvarların korunması oldukça dikkat çekiciydi.

Fotoğraf: Çivi yazılı tabletlerin bulunduğu seramik kaplardan biri. (Freiburg ve Tübingen Üniversiteleri, KAO)

Kentte ayrıca depremden kısa bir süre sonra Orta Asur'a tarihlenen çivi yazısıyla yazılmış 100'den fazla pişmemiş kil tablet içeren bazı seramik küpler de ortaya çıktı.

Ekip, bu kayıtların şehirde kimlerin yaşadığı ve hatta belki de şehrin yok olmasına neden olan depremin kendisi hakkında bazı bilgiler içerebileceğini umuyor.

Pfälzner, "Pişmemiş kilden yapılmış çivi yazılı tabletlerin onlarca yıl su altında hayatta kalması bir mucizeye yakın" dedi.

Baraj o zamandan beri yeniden doldurularak antik şehri bir kez daha sular altında bıraktı, ancak su bir kez daha çekildiğinde gelecekteki kazılar için korunmasını sağlamak için adımlar atıldı. Kalıntılar, önümüzdeki yıllarda gelecekteki erozyon ve bozulmayı önleyecek plastik kaplamalarla kapatılmıştır.

Fizikist
Türkiye'nin Popüler Bilim Sitesi

1 yorum

  • Can
    Can
    3 hafta önce

    Merhabalar, Yazı ile ilgili ufak bir düzeltme yapmak isterim: İlk paragrafta "Isınma koşullarında sular ve buzlar geri çekilirken, geçmişte yaşamış insanların ve medeniyetlerin izleri ortaya çıkıyor." ifadesi yanlış bir ifadedir. Bilakis, sular, buzul dönemlerine girilirken donarak kutuplara doğru çekilmektedir. Erime dönemlerinde ise tam tersi, karaları istila etmektedirler. Son buzul döneminde dünya su seviyesi yaklaşık olarak 120m. çekilmiştir. Şu an sular altında olan bir çok bölge bu dönemde karasal koşullara maruz kalmıştır. Öyle ki; günümüzde ada olan kara parçalarına geçitler oluşmuş, başta hayvanlar olmak üzere canlıların buralara göç etmesinin yolu açılmıştır. Anakaralarda bulunan bazı fosillerle adalarda bulunan bazı fosillerin aynı türlere ait olmasının başlıca sebebi de budur. Giriş paragrafı: "Gezegenimizdeki iklim değişikliğinin etkisiyle, binlerce yıldır gömülü olan sırlar açığa çıkabiliyor. Yaşamın kaynağı tatlı suyu taşımanın zor olduğu eski dönemlerde, yerleşim yerleri daha çok göl ve akarsu gibi tatlı su kaynakları kenarlarında kurulmuştur. Günümüzde küresel sıcaklıkların yükselmesi sebebiyle sıcak enlemlerde eskiye nazaran buharlaşma artmış ve özellikle yalnızca yüzey ve yeraltı sularıyla beslenen göllerde daha fazla çekilen sular, geçmişte bu bölgelerde yaşamış medeniyetlerin izlerini belki de binlerce yıl sonra yeniden bizlerle buluşturuyor." benzeri bir yapıda ifade edilirse çok daha açıklayıcı olabilir. Bir akademisyenden size katkı olarak görmenizi arzu ettiğim bu yorumu bilgilerinize iletmek istedim. Bu değerli portala vermiş olduğunuz emekler için sizi kutlarım. Sevgi ve selamlarımla.